Teşekkürler TKP’li Güzel Kız

Bu günümün çok güzel geçeceğine dair bir his vardı içimde. Öyle de oldu zaten. Dışarıda yazdan kalma muhteşem bir hava…daha fazla duramıyorum evde. Omzuma bir ceket, doğru Taksim İstiklal Caddesine…

Yanımda kafa dengi hiçbir arkadaşım yok. Aylak aylak dolaşacağım yine;ama olsun. Hava güzel, hem İstiklal caddesinin sonuna kadar gidip gelsem bile bir saat vakit geçer.

Burayı hiç bu kadar kalabalık görmemiştim. Meğer siyasi bir partinin Gazze için yürüyüşü varmış, sonradan farkettim. Biraz kenardan kenardan onları takip ettim.
sonra onlar basın açıklaması yaptılar, ben ağır adımlarla yoluma devam ettim.
Gözlerim vitrinlerde, bir şey alacağımdan değil de işte
Ne bileyim…Güzel  bir gömlek bulsaydım, alırdım beklide.

Birkaç kitapçıya uğradım, birkaç birkaç ara sokağa girdim çıktım. Baktım ki caddenin sonuna gelmişim. Bu sefer caddenin solundan ters istikamette…

Ellerim cepte, gözlerim insanların üzerinde.

Allahım sen ne büyüksün. Düşünüyorum da; bu kadar insanın, hepsinin yüzleri  farklı, arzuları farklı, düşünceleri farklı…ve Sen herkesi görüp gözetiyorsun. Her canlıyı besliyorsun, hepsinin sesini işitiyor, her matluba cevap veriyorsun. Ve bir çok insan sana karşı isyanda ve Sen buna da sabrediyorsun.Allah’ım sen ne büyüksün..

Bu tür düşüncelerle epey bir yol kat ettim. Tam caddenin başına geldim, birde ne göreyim:

Bu seferde, bir grup ..p üyesi genç… hepsinin ellerinde birkaç dergi. Dillerinde de hep aynı slogan: kahrolsun İsrail! İşbirlikçi ..p!

 Yanlarından  geçerken, kızın biri elindeki dergiyi uzattı ve biraz incelemek ister misin,dedi

Dedim, - peki.

Dergiye biraz göz attıktan sonra iade ettim.

Sonra başladık kızla münazaraya. Yok kominizim şöyle yok mevcut sistem böyle,yok eşitlik.

Hanımefendi bilmiyor ki herkese eşit davranmak en büyük eşitsizlik. neyse Ayak üstü bir saatten fazla konuştuk nerdeyse. Ara sıra kızın gözlerine bakıyorum. Davasını anlatabilmenin heyecanını okuyabiliyorum o gözlerden. Aramızdaki münazara uzayınca  arkadaşları dolaşmaya başladı etrafımızda. Ne yalan söyleyeyim tırstım biraz. Sonra işim olduğu  gerekçesiyle konuşmamıza son vermek istedim. Elindeki dergiyi hediye etmek istedi bana, ben kabul etmedim. Yanından ayrıldıktan sonra bir müddet uzaktan onu izledim. Hala  benimle konuşurken ki o heyecan. Hale elinde o dergi, dilinde aynı slogan…

Diyeceğim o ki:

Ben kendi davamın hak olduğunu biliyorum. Ama davasını batıl diye itham ettiğim kız kadar hak davam için çalışmıyorum. Beni daha çok çalışmam gerekmez mi? Niçin o kızın davasını anlatmada ki o heyecanı ben duyamıyorum? Bunun bir sorumluluğu olmalı değil mi?

Yazık bana! Teşekkürler sana;

Tembelliğimi yüzüme vurduğun için . Ve yine teşekkürler sana;bana  ayak üstü bir saatten fazla tahammül ettiğin için…

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !